İzledim;ßeqendim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İzledim;ßeqendim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Kas 2010

TORİUM-SAW VII-RUH HALİM

Dün yoğun bir haftayı geride bırakırken bir yandan işleri toparlamaya çalışıyordum bir yandan da akşam gideceğim filmin merakını yaşıyordum.Mekan olarak Torium'u seçmiştik ve yeni açılan bir alışveriş merkezi olduğundan orayı keşfetmenin de merakı vardı içimde.Derken saat geldi çattı ve 7 suları buluştuk arkadaşımla Torium'da.Biraz Forum,biraz İstinye Park kokusu burnuma geldiyse de,dizaynını oldukça beğendiğim bir merkez oldu.Özellikle snowboard ve mini lunapark dediğim eğlence kısmı beni cezbetti.Sinema salonuna gelirsek,testere gibi bir filmde uykumun gelmesi koltuklarının ne denli rahat olduğunu açıklar mı bilmem:)Gerçi bu hafta olan yoğunluğun ve mesailerin de katkısı yok değil :) Testere bile pert olmuş ruh halimi canlandırmadı yani :))))))Arabadan inerken arkadaşımı ne öpmüşüm ne de suratına bakmışım!Bunu eve gelip yatağa girdiğimde farkettim ama msj atmak için bile elimi kımıldatamadım.Bugün bişeyler içelim diye buluştuğumuzda geçti durumun dialogu,o da oldukça şaşırmış bu kız neden böyle yaptı diye:)Allahtan nazımı,kaprisimi;her türlü ruh halimi itinayla çeken biri,bu akşam ki mızmızlanmalarıma rağmen yine of demedi :) Elbet birgün patlayacaktır,bakalım hangi gün :)))
Filme gelirsek,bildiğimiz testere serisi çizgisinin dışında bir atraksiyonu yok;3d dışında...Sürükleyici,keyifli,izlenesi bir film olduğunu düşünüyorum.John'a karşı sempati duyduğumu da belirtmek isterim!Seçtiği kişilerin etraflarına verdikleri zarardan ya da yapmış oldukları yanlışlardan dolayı olması belki de bende sempati uyandıran...Yani ne var canım,adam öldürüyorsa sebebi var :P Ayrıca bunu oldukça akıllıca yapıyor :) Şaka tabii ki,kısaca tavsiye edeceğim ve gerilim tutkunlarına mutlaka izleyin diyebileceğim bir film Saw VII...

1 Kas 2010

Eclipse

Vampirlerle kurtları bir araya getiren,duygusallığın yine dorukta yaşandığı,Bella'ya olabildiğince şaşırdığım ve sonunun bu şekilde noktalanmasından ötürü hayal kırıklığına uğradığım bir film izledim bu akşam... Eğer devamı niteliğinde bir film daha çıkarsa muhakkak sinemada izleyeceğim ve Jacob'un esmerliğine inat hala Edward diyorum.Vampir ama romantik:)
Görsel şenlik diye nitelendirebileceğim 5-10 dakikalık savaş sahnesi dışında ise bir sahne bulamadım ben...
Diğer ikisine nazaran daha alt beğeni duyduğum ama yine de izlenmeli dediğim bir film oldu Tutulma...

30 Eki 2010

Twilight & New Moon

Twilight;

Aman aman diyorum başka birşey demiyorum bu film için!Edward Edward!!!Yani insanların Edward Edward diye ortalıkta dolanmalarını şimdi daha iyi anlıyorum.Mükemmel bir aşk filmi,duygular ince ince elenmiş sanki,insan içinde hissedebiliyor.Dahası bir vampire aşık olmak istiyor :) Tabii vampir Edward kıvamındaysa :) Güçlü,romantik,sahiplenici,koruyucu ımmmm yeterli sanıyorum :)
Beni en çok heyecanlandıran sahnesi,vampir Edward ve Bella'nın ilk öpüşmeleri için yakınlaşma sahnesi oldu açıkçası,inanılmaz duygu yoğunluğu yaşatan o sahne gelişiminin en özel anında ''dıırrrttt'' telefon çaldı sinir oldum :) Sebahattin Usta arayan ''...... hesap numarasını alabilir miyim ''! Neyse ki 5 dakika içinde halledilmesiyle tekrar filme dönüldü ve sahne görüldü :) Arada gelen telefon trafiği dışında bir çırpıda izlediğim ve başarılı bulduğum bir film oldu Twilight...
New Moon;

''...uyuyabilirsin,uyandığında burada olacağım...'' Sahneye uygun ve çok hoşuma giden bir cümle oldu New Moon'dan.İlk dakikalarda Edward'ın ortadan kaybolması canımı sıktıysa da ardından gelişen kurtsal durumlar beni tekrardan heyecanlandırmaya yetti.Gelişen olaylarla Edward'ın geri dönüşü,tekrar Bella ile birlikte yol alması benim için ana tema haline geldiyse de bu bir vampir filmi!Yine de duygusallığı ön planda görüyor ve aksiyon durumlarını da asla göz ardı etmediğimi belirtmek istiyorum :)
Ofis sınırlarında geçirilen bir cumartesi gününü bu iki filmle doldurmak fevkalade keyif verdi bana...Devamı olan ''Tutulma'' filmini de bugün alarak,onun keyfine de yarın varmayı planlıyorum.

Herkese güzel haftasonları...

8 Eyl 2010

theREBOUND

Yokmuş...
Bir kadın;iki çocuğu var ve bir gün çok mutlu sandığı evliliğinde,aldatılmak gibi bir sorunla karşı karşıya kalıyor.Çocuklarını alıp başka bir şehre gidiyor ve yeni bir hayata adım atıyor.Yeni bir çevre,yeni bir iş...Çocukları için bir bakıcı gerekiyor,tam da o sırada 25 yaşlarında,düzenli ve meslek edinmesi için baskıcı bir aileye sahip,ünv.mezunu olmasına rağmen arkadaşının cafesinde çalışmaktan keyif alan bir genç erkekle karşı karşıya kalıyor.O erkek,çocuklarının bakıcılığını yapmaya başlıyor...Birkaç saat,yarım gün,bir gün derken çocuklarla müthiş bir dialog kuruyor,kendisine gelen onca iyi iş teklifini sırf kadına yardımcı olması gerektiğini düşündüğü için geri çeviriyor...Ve filmi izlerken beklenilen o yakınlaşma dialogları,bir dans ve arkası...Birden içine alıyor film bana göre izleyiciyi,duygusallığın ve aşkın doruğuna taşıyor.Yer,mekan,koşullar...'Tesadüf diye birşey var' dedirtiyor ard arda gelişen hisler ve götürdüğü yoğun ruh durumları...Derken bir gün kar yağdığında büyü bozuluyor aniden;kadın bu şekilde olmaması gerektiğini,ona uygun olmadığını,henüz 25 yaşında olduğunu vs vs...sıralıyor arka arkaya...Aradan kocaman 5 yıl geçiyor,erkek dünya turuna çıkıyor;birçok ülkeyi dolaşıyor ve bir erkek çocuk evlat ediniyor.Kadın işinde ilerliyor,kademe atlıyor.Bir gün bir restaurantta karşılaşıyorlar...O sahneden sonrası o kadar gizemli ve özeldi ki...5 senenin birşey farkettirmediği anlaşılıyor kısaca,sadece koca bir zaman geçmiş,sosyal anlamda birşeyler ilerlemiş fakat kalpte kalan duygular sadece yok yere bekletilmiş...

Sonuç itibariyle elleri birleşiyor oldukça güzel bir şekilde ama araya girmiş 5 senenin kaybını geri getiriyor mu bilmem...Aşk'ın ne yaşı;ne zamanı;ne bekletilecek kadar hapsedilmeye ihtiyacı yokmuş dedirten,konu itibari ile belki biraz sıradan ama verdiği mesajın uyandırdığı duyguyu hissettiğinizde yanınızda olanı ya da olmasını istediğinizi sıkı sıkı sarıp sarmalatacak kadar coşkulu hissettiren başarılı bir yapım olmuş.Ruhu AŞK'a açık olan herkesin izlemesini tavsiye ediyorum...


NOT:yanınızda her daim olmasını istediğiniz erkeğe/kadına sahip çıkın;gittiğinde değil de sizinle olduğunda değerini görmeye çalışın.Araya giren o saçma zamanlar o kadar fazla şey atlatıyor ki insana,telafisi olmuyor geçmiş zamanın ve di'li bir zamanda kısa da olsa yer almanın burukluğu bence hiç gitmiyor.AŞK sahip çıkıldığında güzel,caddede yanında ki kişinin dudaklarına yapışabildiğinde ve hatta buna bakan yaşlı bir çift göze,umursamaz ama içten bir gülüş atabilmek kadar güzel...O an içinden masum birşey geliyorsa ve 10 dakika sonra keşke diyeceksen;neden zamanında yapmayasın ki?

20 Ara 2008

Issız Adam

Dialoglar çok iyi kurgulanmamış ama erkek bir o kadar çekici herşeye rağmen ve masum;kadın ise şirin ve aşk kadınından uzak diye düşünürken,çok süpriz bir sonla karşılaştım ilerleyen dakikalarında...
Aşk'ı,isteyipte alamamanın yoğun yaşattığı mutsuzluğu,özlemi,burukluğu dolu dolu gördüm son sahnelerde.Tokalaşıp sırtlarını döndüklerini,tekrar geriye dönüp sarılmalarını ve yine birbirlerinden kendilerini çekmelerini,arkalarını bir defa daha dönmelerini izleyince...işte o sahneler ve çalan müzik düğümledi boğazımı...
Ağlamadım,ışıklar yandığında gözlerini silen kişilerden olmadım ya da olamadım işte...

Çok güzel,çok etkileyici,dolu dolu duygulu bir film Issız Adam,iyi ki gitmişim ve iyi ki izlemişim.

....

Minübüsün en arka koltuğunda yine herkese tepeden bakarken ve karanlık caddenin sessizliğinde ''anlamazdın anlamazdın'' diyerek mırıldandığımı çok sonra farketsemde,kimseye aldırmadan bir akşam yaşamak ve bu akşamı 23.00 sularında noktalamak üzere ilerlediğimde,tahta köprüden geçerken kendimi başka hissetmek,gerçekten farklıydı ve özeldi...