9 Mar 2008

Msn+Kazan Geceleri'nden ! :)

Öylesine takılıyordum nette,birden o geldi.Nasılsın iyiyim muhabbettini geçtikten sonra her zaman ki dialogumuz başladı ama gecenin ilerleyen saatlerinde ne yönde gelişir,ucundan tuttuğun konu başka nerelere gider bilemedik tabii.Meğer bizi bekleyen ne konu varmış gece gece:)))
Her zaman derim kafa birini buldun mu,hayatına alıp paylaşmanın tadına vardın mı bırakmayacaksın,bırakmadım,mutluyum !
Takıldığımız bir site de O'nun açtığı bir forum var adı Gece Kazanı..Güzel insanların esprili yönlerini sergilediği,kahkahaya boğulduğumuz,hal-hatır sorduğumuz,gerekirse üzüntülerimizi sıkıntılarımızı paylaştığımız minik bir dünya gibi..Bana iki ayrı güzelliği katan bir yer de ayrıca orası..Önce orada yazışarak başladık muhabbete,arada bloglara bakıyoruz,tv açık,belki radyo açık..Konuşuyoruz,gülüyoruz,şifreleşiyoruz alttan alttan..


Sonra merkeze geçtik birden,ordan burdan derken Recep İvedik filmine bağladık konuyu.Henüz izleme fırsatı olmamış fragmanı bende youtube dan bulup gönderdim linki,fikri değişti hatunun,kesinlikle izlemeli:)) ''Konuşma lannnnn'':)))''Merhaba ben Murat.....'':))))''Bu ne saçma hayat bu ne dingil hayat bu ne manyak yaşam tarzı bu ne bohema ya'':))))eheueheueheu yıkıldık replik tekrarlarıyla,derken bir ankara havası patlattık,haydeee hoppp:))Yemin ediyorum pc karşısında hem oynadım hem yazdım ve çokta güldüm o halime:)
Daha sonra dedik okey patlatalım gece gece ki saatte epey ilerlemişti ama biz pijama partisi modunda tam gaz devam..e-kolay sitesine girdik üyelik alıcaz,yok vermiyor üyelik,uğraş dur uğraş dur..Sabırlımı sabırlı arkadaşım aldı ikimize de üyelik,e hadi girelim okeye,yok yok yanık boşta oraya girelim bilmiyoruz ama sora sora bağdat bulunur hesabı yana yana öğreniriz:))))Basıyoruz yok basıyoruz yok,üyeliği verdi odaya almıyor bizi:))Gerçi hatun girmeyi başarabildi ah birde odadan atmasalardı:))Neyse hiç giremeyenler var,o da BEN:))))Hemen yazdık senaryoyu,e kolayın kapısındayız,kapıya dayanmışız açın kapıyı girecez biz diye:))Bağrışmalar vs derken diyorum çekil kapıdan omuz atıcam:)Biraz sonrasında siren sesleri,o'nun tabiriyle aynasızlar geldi,dedim ambulansa da haber verselerdi omuzum çıktı da:))))

Sonuç:E-kolay için harcadığımız 1 saatten fazla zaman sonucunda bitap düştük ve üyeliğimizle kaldık:))Tabii konuyu öyle bir yere bağladık ki,bunu konuşmak 2 saatimizi aldı ve çokta güldük:))Oğluş kalktı mamasını yedirdim altını değiştirdim derken zaten artık zor duruyordum ayakta,şarj olmamız gerekti ve dağıldık:))

Berrin'cim iyi ki hayatımdasın,herşeyi seninle paylaşmak çok güzel,bu yazıyı neden yazdığımı gelince,bugün 1 saatlik dışarı çıkıp yürüyüşüm esnasında düşündüm baya..Her sorunumu,üzüntümü paylaşıyorum seninle ve bakıyorum ki ardından yüzümde tebessüm oluşuyor ve içimde bir rahatlama..Dönüp baktığımda dün geceye benzer bir çok an yaşamışım seninle kahkaha attığım ve her dakikasından keyif aldığım..Ortalıkta görünmediğim zaman merak ediliyorum sen tarafından ve buna dair ufak bir msjın dahi çok mutlu ediyor beni..Kısaca değer verdiğini hissediyorum ve bende sana çok değer veriyorum.Bu yazıyı yazarak bir nebze de olsa içimdeki coşkuyu paylaşmak istedim sadece,teşekkür ediyorum..

Bu arada Gece Kazanı'nın bana 2 güzel şey kattığını yazmıştım üstte,birincisi Berrin'di.İkincisi ise çok sevdiğim,çok vefalı,beni gittiğim hiçbir şehirde yanlız bırakmayan ve telefonla arayıp hep durumumu soran,candan,içten arkadaşım.Handan..Çok ayrı bir güzelliktir inanın onu da tanımak,arkadaşı olmak gerçekten bir ayrıcalıktır.Son zamanlarda pek görüşemiyoruz ve bu esna da aklıma geliyorsa ve geldiğinde güzel şeylerle özlemle bahsediyorsam demek ki özel bir arkadaş benim için...

7 Mar 2008

İyi Ki Kadın Olmuşum


İyi ki kadın olarak doğmuşum dediğiniz günler ne kadar sıklıkla bilemiyorum ama benim bunu dediğim günler çok,mutluyum kadın olmaktan ve özellikle Türkiye gibi bir yerde başım dik kadın olarak yaşamaktan..Bir nevi gururum oluyor ayakta durduğum için,bir nevi özgürce yürüyebildiğim için kendime güvenim oluyor.Bir çekinmem yok kimseden çünkü kadın olarak bir erkeğin yapabileceği çok şeyi gerçekleştirebiliyorum ve hatta erkeklerin gerçekleştiremeyeceklerine dahi el attığım oluyor zaman zaman..

Hatta öyle bir duyguya sahibim ki ne para ile ne de başka birşey ile satın alınamıyor ki bende bu duyguyu 2 sene önce öğrendim.Anneyim,oğlumu karnımda taşıyabildim,doğumunu gerçekleştirerek dünyaya yeni bir canlı kazandırabildim,ilk aylarından itibaren yeni bir fidanın gelişmesi gibi geliştirmeye büyütmeye başladım.Şu duygu olayının dahası da var,çoğu erkek duyguları hakkında konuşmaktan çekinirken,kendini ifade edemezken,ben duygularımı dilediğimce yaşadım apaçık ve göstermekten ortaya koymaktan çekinmedim..

Bu avantaj saydığım şeyleri başka bir yazıda dile getiririm geniş çapta sanırım birgün,şimdilik özet geçmek istedim ve kıssadan hisse TÜM DÜNYA KADINLARININ,8 MART KADINLAR GÜNÜNÜ KUTLAMAK İSTEDİM.KADINIM VE KADIN OLMAKTAN GURUR DUYUYORUM..

5 Mar 2008

Ders:Kelime Oyunları Konu:Duvar

Kelime oyunlarına yeni katılıyorum acemiyim yani şimdiden affola..
Konumuz duvarmış,duvar duvar...Bakalımm bir düşünelim derken aklıma gelen duvar yazıları oldu benim sadece..Hani bir taşıtta giderken okuruz '' bilmemkimmmmmmmmmm seni seviyorummm'' yazar ya da '' en büyük galatasarayyyy'',hatta '' o şimdi asker'' çok revaçtaydı ben lisedeyken mahallede:)Ya da bir trafik lambasında karşıya geçerken okursun hemen karşı duvarında grafiti yazılarını ya da okumaya çalışırsın diyeyim,vallahi yazılar güzel hoşta ben hepsini okuyamıyorum karşık bir yazı bu grafiti:)

Okursun okursun bazen amma kötü yazmışlar dersin,bazen sinirlenirsin duvarı kirlettikleri için bazense duvara renk katmış dersin esprileriyle bravo!Gülersin..

Böyle yazarken okul duvarları geldi aklıma,bizim ahali yazar müdür boyatır duvarı,bizim ahali çizer müdür boyatır..Hele duvara yazdığımız kopyaları sevgili temizlik görevlilerimiz silmiyor muydu delleniyordum!!Sıraya yaz yaz e bir yere kadar sığmıyor tabii,sıra geliyor duvara,heyy be ne güzelde okunuyordu yazdıklarımız:)Bu arada temizlik görevlisine geçte olsa seslenmek istiyorum,silme be mübarek şu duvarları,biz zaten yer açmak için bir dahaki sınava siliyoruz geçen sınav cevaplarını:))))

1 Şub 2008

Bir gün güneş Doğu'dan batar mı..


Ben seni kocaman bir yürekle sevdim.
Gözlerim değil, yüreğimdi seni gören.
Sen damarlarımdaki kana karışıp, geldin oturdun yüreğime. Bir başka yerde olamazdın zaten. Sen, benim en değerli yerimde, yüreğimde olmalıydın,orada kalmalıydın.

Çok aşka ev sahipliği yapan bu yürek, ilk kez bu kadar kolay kabullendi seni. Herhangi bir konuk değildin artık. Bu yüzden ne ağırlama faslı vardı, ne de uğurlama.

O yüreğin gerçek sahibiydin.

Şimdi sonbahar, kışa giriyoruz ya... Ben dört mevsim baharı yaşadım seninle.
Çiçek çiçek açtın yüreğimde.
Gökkuşağı zayıf kaldı, senin renklerin karşısında. Taze bir yaprak gibi yeşildin. Açelya idin pembeliğinle. Üzerine çiğ taneleri düşmüş sarı güldün. Kırmızıydın bir ateş gibi. Ve maviydin...
En çok bu renkle anmayı sevdim seni. Denize tutkundum, denizi sensiz, seni de denizsiz düşünemedim.
Seni severken dünyayı da sevdim ben, insanları da... Kendime bile dar gelirken, içinde herkese yer olan bir hayatın sahibiydim artık.
En kızgın,en tahammülsüz olduğum anlarda bile, seni düşünmek yetti bana.İçimdeki sevinç yüzüme yansıdı, güldüm. Beni öylesine güldüren senin sevgindi ve ben kaygısız, içten gülüşün ne demek olduğunu, nasıl güzel bir şey olduğunu anladım seninle...

Her şeye rağmen sevdim seni.

Güçlüydüm ve aşamayacağım hiçbir zorluk yoktu. Koca bir kente, koca bir ülkeye kafa tutabilirdim. Sen elimden tuttuğunda, patlamaya hazır bir volkan gibi hissederdim kendimi.
Menzil sendin ve ben o menzile ulaşmak için önüme çıkan her şeyi yokedebilirdim.Sana ulaşmamı engelleyecek her şeyi eritirdim, kül ederdim.
Sana ulaştığımdaysa sakin bir göle dönüşürdüm. Ve o göle bir tek sengirebilirdin.

Sevdim ve hayrandım da... Her halin çekti beni.

Duruşunu, uyumanı,gülmeni, kızmanı, şaşkınlığını, saflığını, kurnazlığını, çocukluğunu,olgunluğunu sevdim.
Sesini de sevdim suskunluğunu da.
Küçük oyunlarını, kaprislerini, sitemlerini, korkularını sevdim.
Seni ve o doyumsuz sevdanı, uçarı sevdanı anlatacak kelime bulamadım çoğu zaman.
Sığmadın cümlelere ve hiçbir cümle seni yeterince tarif edecek kadar derin olmadı.

Seni severken yorulmadım. Çünkü sen yaşam kaynağıydın. Her gün yenilendim.Seninle çoğaldım, büyüdüm. Eksik kalan neyim varsa tamamladın.

Ölmeyecektim çünkü sen ölmezliğin ta kendisiydin.

Sevdim işte ötesi yok...

30 Oca 2008

31 Ocak...ve İyi ki Doğdun Güzel İnsan..

Bugün doğumgünün olduğu için farklı ve özel olduğunu mu sanıyorsun sen? Oysa sen benim için sadece bugün değil her gün farklı ve özelsin... Dostluğunun, arkadaşlığının verdiği keyfi sana anlatmam çok zor. Kalbim hep seninle. İyi ki varsın.. Birlikte daha nice yaşlara Berrin'ciğim...

25 Oca 2008

ben senden GİTTİM...


Günlerdir, aklımdan yürüyen sözcüklerin yüreğimdeki sızıya her dokunuşunda biraz daha kızgın biraz daha küskün cümleler kurdum. Şimdi mi, şimdi hüzün zamanı…

Evet BİTTİ!!

Hayaldi ve gerçeğe çarptığımız an bitti. Belki de suya yazılmış bir aşk masalıydı bizimki. Hani zamanında her şeye inat beraber ayakta kalabilme çabalarımız filan aklıma gelince, sonumuza bakıp derin bir acı çekiyorum ciğerlerime. Dönüşü olmayan bir yola ürkmeden adım atabilme cesaretimiz içinse hiç övünemiyorum biliyor musun? Aşk, gerçeklere ne kadar yakınsa sonsuzluğa o kadar uzakmış meğer…

Benim için artık bir yabancısın. Oysa hayattan aldığım her darbede çevireceğim acil numaram, en yakın dostum, sevgilim, hayat arkadaşım olduğunu sanmıştım.

Şimdi yaşamak için yeni sebepler arıyorsundur kendine ve her gece başını yastığa koyduğun anda benden kalan parçaları içindeki ateşle yakıp uyuyorsundur. Tanırım seni! Yüreğini yeni bir yüreğe açman biraz süre alır ama hayat devam ediyor mantığınla bunu da aşarsın!

Doğruların- hani şu asla, ne pahasına olursa olsun değiştiremeyeceğin doğruların-bir gün hangi kadının el değmesiyle doğru olmaktan çıkar işte onu bilmiyorum..

Ben senden gittim; hemde telefonun diğer ucundaki suskunluğuna bağırıp çağırıp ağlarken

Ve şimdi…
Unuttum seni demek için çok erken belki de çok geç!

Vakit ayrılık vaktiydi; bitti

Senin için tüm iyi dileklerim, yüreğimin ta derinlerinden sesleniyor:

Mutlu ve sağlıklı yaşa. .

(Alıntıdır)..

21 Oca 2008

Ders:Sobe / Konu:Yapmak zorunda olduğumuz halde yapmadığımız kolay işler !!

Bu sefer ki sobelenmemin konusu ''yapmak zorunda olduğumuz halde yapmadığımız kolay işler''..Berrin'cim çok mu düşünülmüş bu,kendimi lisede kompozisyon sınavına girer gibi hissettim:))Gerçi hep yüksek notlar çekerdim amma:)))
Yemek yapmaktan başlayayım o halde,aslında yapmam gerekir ama ben yemek yapmıyorum.Oysa ki çoğu sebze yemeğinin yapılışındaki temel hep aynı,soğan,yağ,baharatlar ve sebze:))Ki bayan olarakta bu işten zevk almam gerektiği düşünülürse,hem yapmak zorunda olduğum hem yapmadığım hem de tembel olduğum sonucu çıkıyor ortaya..Hemen tembellikten üşengeçliğe geçiyorum ve konumuza şöyle bir örnek veriyorum..Çay-kahve canım istedi değil mi?Önce odada bulunan kişilere teker teker içip içmediklerini sorarım ve içimden içmeleri için dua ederim,sonra evet cevabı alırsam kalkar hemen yaparım,almazsam bende içmem ve oturmaya devam ederim:))Kısaca sadece kendim için mutfağa gidip birşey hazırlamaya müthiş derecede üşeniyorum ve genel olarakta bu kolay işi yapmıyorum.Başka neler olabilir bir düşünelim...
Sabahları giyinip,yürüyüşe çıkmak..Dikkat ederseniz benim sorunum sabah kalkmak değil!!Üzerimi giyinmek!!Yani eşofmanları üzerime giydim mi olay biter ama sıcacık yataktan çıktığımda buna müthiş derecede üşeniyorum..Berrin'cim keşke bana soru olarak üşendiğim şeyleri sorsaydın çünkü benim problemim üşenme temelli:))
Sanıyorum bu kadar yeterli,şimdi acaba ben kimi sobelesem,Enes'cim oralarda mısın?Anlat bakalım yapmak zorunda olduğun ama yapmadığın işler neler..Kolay gelsin..
Berrin'cim teşekkürler..

7 Oca 2008

Bir şeyler karalayayım dedim...

Hayata renk katmak ya da hayatını kendi çemberin dahilinde monotonluktan kurtarmak nasıl bir şeydir?Kolay mıdır?Mümkün müdür?

Hayat monoton olmasa dahi arada biraz kırmızı,biraz yeşil,biraz turuncu boyamak eğlenceli olabilir gibi..Nasıl olduğu sizin hayal gücünüze ve yaratıcılığınıza bağlı,bir de msn listenizde sizin kopyanız,eğlence de;gülme de ve neşe de ikiziniz olan bir adet arkadaşa sahipseniz oldu bu iş:)Artık ev sohbetleri,gidip gelmeler,günler,börekler-çörekler olayını aştık biz ya da henüz yaşımız müsait değil bu tarz şeylere..Biz internet yoluyla kahve içebilen nesilin evlatlarıyız:)))En azından net bağlantımız olduğu müddetçe..

Sabahları kalktığımda günaydın diyebilmek ve gece yatarken iyi geceler demek için tuşlara dokunduğum,gün içerisinde neredeyse her türlü şeyi paylaştığım(yemek,giyecek,dışarıya çıkışımız vs) ruh ikizim olması benim hayatımın renklerini oluşturuyor.Blogum ile ilgilenmek ve takip ettiğim blogların yazılarını okumak gerekirse yorum yapmak ayrı bir keyif..Akşamları ise seçtiğim müzikleri winamptan dinleyerek sohbet,çay-kahve,inceleme,araştırma ve arada tv derken gün bitiyor..Oğluşuma gelince bunların hepsini yaparken kendisi de eksik kalmıyor,beraberiz paşamla:)

Mutluyum ve çevremdeki insanları,herşeyden önce oğlumu da mutlu ettiğime inanıyorum,varsa şikayeti olan çıksın meydana:)))

Blog müziğimi de Kıraç-Yıldızlar da kayar olarak değiştirdim,her ne kadar Bülent Ersoy tarzı giriş yapmış olsa da,hoşuma gitti,biraz onunla demleneyim blog evime geldikçe.. Herkeslere bol neşeli muhabbetler...