Kırmızı evin merdivenlerine geldiğinde ne ile karşılacağından habersizdi ve merdivenlerin renginin eskisi gibi gösterişli olmadığını farketti.Adımlarını o kadar yavaş atıyordu ki arkasından biri seslense,tanısın tanımasın hemen dönüp koşabilecekti.Tam elinde bulunan ilanda ki yazıya tekrar göz atarken kapı açılıverdi.Kapının açılmasıyla beraber karşılaştığı bu yüz,omuzlarına düşen sarı saçlar,hiç bir zaman eksik etmediği allığı ve hiç eskimeyen sıcaklığıyla;
-Merhaba Maribel,geleceğini biliyordum,hadi geç içeri,dışarısı oldukça soğuk,dedi.
Ne diyeceğini bilemeden kapıdan girer girmez heyecanla sarıldı sıkı sıkı.Sanki yıllardır kaybettiği ve aramakta olduğu huzuru bulmuş,bir daha kaybetmemecesine ellerini bedeninde kilitlemek ister gibi...
Uzun uzun sarılıp biraz da ağlaştıktan sonra,eskiden oldukça gösterişli olan kırmızı koltukların hakim olduğu salona doğru yürümeye başladılar,en azından onun aklında kalmış en son hali buydu.Upuzun bir koridorları vardı,bazı geceler yastık savaşının son soluğunu orada bitap şekilde alırlardı.İşte o koridorda yürürken duvarların boyasının değiştiğini,o yıllarda ki özgürlüğünü kaybettiğini hissettiler bir an.Zaten o koridorda yürürken onlar da yabancı değiller miydi?
-Uzun zaman oldu en son buradan gitmek zorunda kaldığında herşey alt üsttü,şimdi iyi görünüyorsun.
-O günü hatırlamak bile istemiyorum,kaçar gibi gidişim size anlatamadığım nedenlerim aslında...Neyse kahven var mı?
-sende değişmeyen tek şey o sanırım,hemen en sevdiğin turuncu kupanla hazırlayıp getiriyorum,sende koltuğuna yerleşsen iyi olur,rengi değişmiş olabilir ama hala senin:)
Marla odadan ayrılırken bende odayı incelemeye başlamıştım.Kırmızı koltukların yerini her biri başka renk,rengarenk bir koltuk takımı almış ve o çok sevdiğimiz kırmızı halımızın yerini tüm odayı kaplayan krem rengi bir halıfleks kaplamıştı.Biblolarımız hemen hemen aynıydı.Tam sehpaya bakacağım sırada elinde iki nescafe ile Marla geldi;
-İşte turuncu kupanda,kokusunu hep içine çektiğin nescafen diyerek uzattı.
-onca yıl bunu sakladığına inanamıyorum!
-inanamayacağın şeyler evi dolaşırken çok olacak,ilk olarak sehpanın üzerine bakabilirsin ama dedi.
Başımı sehpaya yönelttiğimde,uzaktan sadece görebildiğim camla çevrili olduğuydu ve içine yerleştirilen birbirinden güzel,renkli çiçeklerdi.Ayağa kalkıp yanına gittiğimdeyse gözlerimin hızla dolduğunu hissettim sadece,bir de kalbimin özlemin doruğuna tırmandığını...Sehpanın üzerinde ki cam bölmede 20 den fazla serpiştirilmiş,O'na ait,bana ait,bize ait resimler vardı.Keyifli pijama partisi gecelerimizde delice verdiğimiz pozlar,beni mutfakta kahve içerken habersiz yakaladığı kareler,yüzümüzü boyadığımız ve sokağa çıkma cesareti gösterdiğimiz uçuk günler,keyifle zaman geçirdiğimiz bir yat gezisi ve dahası...Dönüp tamda birşeyler söyleyecekken,yüzyüze geldik,yıllara inat sarıldık ve o an sadece sustuk.
(Devam edecek...)