21 Kas 2008

Sonbahar'dan Kış'a...

Rüzgarın yağmurla buluşması tam da bu mevsime denk geliyor.İçimde bir huzur,içimde bir esinti ve içimde bir asilik beliriyor aniden.
Gözlerim damlaların dans ettiği penceremden haifif puslu denize bakıyor,denizi aşıyor ve derin bir özleme kavuşuyor.
...
Hayallere daldığım çok olmuştur böyle zamanlarda,hayale dalmak için böyle zamanları beklediğimde...
Elime sıcaklığını yayan bir nescafe ile sevdiğim koltuğun en kuytu köşesine yerleştiririm bedenimi.
Ve gözlerimizin kavuşamayışına inatla,gözlerimde kavuştururum yağmuru,rüzgarı
ve ikimizi...
(Bu yazı Öykü Atölyesi'nin Fotoğrafın Dili çalışması için yazılmıştır.)

20 Kas 2008

Kırmızı Ev (bir öykü denemesi)

Kırmızı evin merdivenlerine geldiğinde ne ile karşılacağından habersizdi ve merdivenlerin renginin eskisi gibi gösterişli olmadığını farketti.Adımlarını o kadar yavaş atıyordu ki arkasından biri seslense,tanısın tanımasın hemen dönüp koşabilecekti.Tam elinde bulunan ilanda ki yazıya tekrar göz atarken kapı açılıverdi.Kapının açılmasıyla beraber karşılaştığı bu yüz,omuzlarına düşen sarı saçlar,hiç bir zaman eksik etmediği allığı ve hiç eskimeyen sıcaklığıyla;
-Merhaba Maribel,geleceğini biliyordum,hadi geç içeri,dışarısı oldukça soğuk,dedi.
Ne diyeceğini bilemeden kapıdan girer girmez heyecanla sarıldı sıkı sıkı.Sanki yıllardır kaybettiği ve aramakta olduğu huzuru bulmuş,bir daha kaybetmemecesine ellerini bedeninde kilitlemek ister gibi...
Uzun uzun sarılıp biraz da ağlaştıktan sonra,eskiden oldukça gösterişli olan kırmızı koltukların hakim olduğu salona doğru yürümeye başladılar,en azından onun aklında kalmış en son hali buydu.Upuzun bir koridorları vardı,bazı geceler yastık savaşının son soluğunu orada bitap şekilde alırlardı.İşte o koridorda yürürken duvarların boyasının değiştiğini,o yıllarda ki özgürlüğünü kaybettiğini hissettiler bir an.Zaten o koridorda yürürken onlar da yabancı değiller miydi?
-Uzun zaman oldu en son buradan gitmek zorunda kaldığında herşey alt üsttü,şimdi iyi görünüyorsun.
-O günü hatırlamak bile istemiyorum,kaçar gibi gidişim size anlatamadığım nedenlerim aslında...Neyse kahven var mı?
-sende değişmeyen tek şey o sanırım,hemen en sevdiğin turuncu kupanla hazırlayıp getiriyorum,sende koltuğuna yerleşsen iyi olur,rengi değişmiş olabilir ama hala senin:)
Marla odadan ayrılırken bende odayı incelemeye başlamıştım.Kırmızı koltukların yerini her biri başka renk,rengarenk bir koltuk takımı almış ve o çok sevdiğimiz kırmızı halımızın yerini tüm odayı kaplayan krem rengi bir halıfleks kaplamıştı.Biblolarımız hemen hemen aynıydı.Tam sehpaya bakacağım sırada elinde iki nescafe ile Marla geldi;
-İşte turuncu kupanda,kokusunu hep içine çektiğin nescafen diyerek uzattı.
-onca yıl bunu sakladığına inanamıyorum!
-inanamayacağın şeyler evi dolaşırken çok olacak,ilk olarak sehpanın üzerine bakabilirsin ama dedi.
Başımı sehpaya yönelttiğimde,uzaktan sadece görebildiğim camla çevrili olduğuydu ve içine yerleştirilen birbirinden güzel,renkli çiçeklerdi.Ayağa kalkıp yanına gittiğimdeyse gözlerimin hızla dolduğunu hissettim sadece,bir de kalbimin özlemin doruğuna tırmandığını...Sehpanın üzerinde ki cam bölmede 20 den fazla serpiştirilmiş,O'na ait,bana ait,bize ait resimler vardı.Keyifli pijama partisi gecelerimizde delice verdiğimiz pozlar,beni mutfakta kahve içerken habersiz yakaladığı kareler,yüzümüzü boyadığımız ve sokağa çıkma cesareti gösterdiğimiz uçuk günler,keyifle zaman geçirdiğimiz bir yat gezisi ve dahası...Dönüp tamda birşeyler söyleyecekken,yüzyüze geldik,yıllara inat sarıldık ve o an sadece sustuk.
(Devam edecek...)

18 Kas 2008

ÇOCUK İSTİSMARINA HAYIR!

Belki birgün son bulur umuduyla oluşturulan bu kampanyaya,anne,baba,genç,yaşlı,kadın,erkek;herşeyden önce insanlığını yitirmemiş her bireyin sadece 1 dakika ile katkıda bulunmasını rica ediyorum.Blogumu okuyorsanız ya da uğramış dahi olsanız bu çağrıya kulak verin ve toplu hareketten birgün birşeyler doğabileceğine karşı inancınızı yitirmeyin.

4 Kas 2008

Akşamın belirsiz bir saatinde,öylesine...

Herşey bir şarkıyla başlamış ve daha şarkı bitmeden noktalanmış demek.
Aşık olmanın haklı gururu ile yola devam ediyoruz derken son kelimenin tekil şahısa dönüşmesi,önceden belli olan kurulu bir düzeneğin sonunda duran süprizmiş meğer.
Meğer sahip çıkılması zor şeylerdenmiş AŞK ve silip attığında tek tuşla,geri dönüş şansını ortadan kaldırdığın ama bunun farkında olmadığın,büyük,aynı zamanda küçük bir detaymış.
Aşk beni bulur diye birgün beklemeye başlarken,yanından geçen insanın son şansın olabileceğini anlayamamakmış umutsuz bekleyiş.
Ve umutların tükenmesi sadece insanların kendi için yarattığı bir yalandan ibaretmiş.
Mutlu olmak,
Aşık olmak,
Buna sahip çıkmak,
Arkana bakmadan ve önünde ki tümsekleri yok sayarak adım atmak;
Sadece hayali kahramanın yapabileceği birşeymiş.
Aslında hayaller bile bir gün bir yerlerde tökezlermiş...
Aylin Ünlü
***************
At savur at sevdayı bir yere fırlat
Bitti sayıp acıyı kaldır öyle at
Sor herkese sor acılar unutuluyor
Ağlayınca gözlerinden silinmiyor
Aşk her defasında bak bulunuyor
Bırakırım zamanı öyle biraz da
Sen olmadanda yine geçer nasılsa
Hatırla bunları sakın unutma
Diyordun ama o zaman gülüyordun
Yanımdaydın canımdaydın
Şimdi nasıl geçer bu ömür

Susma söyle nasıl yaşar böyle insan!
Susma konuş hadi anlat büyük insan!
Söyle bir aşk mı çare olurdu zaman mı?
Böyle kaldırıp atardık ya sevdayı

Susma söyle nasıl yapar bunu insan?
Susma nasıldı anlat hadi ayrılırsam!
Söyle hayat mı çare bulurdu kendin mi
Böyle büyük aşklar böyle mi biterdi

At silip at aşkları bir yere fırlat
Bitti say ki derdini kaldır öyle at
Sor ne olur sor sen benden ayrılırsan
Ne olur düşümde bir ömrü durdursan
Aşk her defasında bende ararsam
Bırakırım kendimi öyle biraz da
Sen olmadan da ben yaşarım nasılsa
Hatırla bunları sakın unutma
Diyordun ama o zaman gülüyordun
Yanımdaydın canımdaydın
Şimdi nasıl geçer bu ömür
...
Gökhan Türkmen
http://www.izlesene.com/video/gökhan%20türkmen-gokhan-turkmen----buyuk-insan/522259

2 Kas 2008

6.Kat / 616 numaralı oda...

Aslında bu kadar masum olupta bu denli acı çekmesi adil değildi.O gece yüzüne her baktığımda bununla yüzyüze gelmek ise canımı acıtıyordu.Düşünüyordum da çok güçlüydü gerçekten.Herşeye inattı,önüne çıkan herşeye karşı dik.Engelleri aşmayı iyi biliyordu ve 2,5 senedir yaşadığı bu hayata arada çelme takmak O'nun çocukluğunun oyunuydu,kendi çocukluğumun oyunlarına tezat.
...
Tv açıktı ve her cumartesi izlediğim dizi başlıyordu.Çok sık beraber izleyemiyorduk çünkü O genellikle erkenden uyuyakalıyordu.Yerimden kalkıp tvnin sesini açtım sonra bir iki adımla yatağa ulaşıp usulca uyuyan minik bedeninin yanına uzandım.Kokusunu çektim içime derin derin ve elini tutup diziyi izlemeye başladım.
...
Her zaman yaptığım gibi uyurken-uyanıkken fotoğraflarını çektim.Birinde çok büyümüş gelirken gözüme,diğerinde oldukça küçüktü.Yakaladığım bir karede kapanmış olan gözleri tıpkı ilk doğduğu aylarda ki gibi sadece bir çizgiden ibaretti.Öyle görünce gülümsedim,japon olmak yakışıyor O'na:)
''Başına gelen her güzel şey,benim gözümde O'na çok yakışıyor...''
...
6.kat / 616 numaralı oda...
İlki bilinçli ve biraz sancılıydı
İkincisi sadece süpriz bu defa...

28 Eki 2008

Özgürlüğüm,merhaba...

Uzun bir yola çıkmayı düşünüyorum.
Sağı solu yeşil çimen,üzerimde benimle ilerleyebilecek kadar hızlı bulutlar ve hayatın dönemeçlerinden uzak,upuzun,dümdüz bir yola...
Hava her zaman sevdiğimin aksine yağışlı olmasın bu defa,sıcak nescafeme sıcacık bir güneş ışığı eşlik etsin.Camlarıma yağmur damlaları düşmesin,siliceklerim geçen sefer ki gibi olabildiğince hızlı çalışmasın,göz gözü görmeyecek gibi sisli olmasın önüm,içime yağmasın ve bu defa aklımın sınırlarında dolaşmasın.
DİKKAT bu özgürlüğe yolculuktur bir nevi!Işık istemiyorum yolumda,kırmızıyı görsemde durmayacağım çünkü durmaktan sıkıldım.Ayağım hep gazda,arada kaçamaklar yapacak konumda dursun.Ama asla şaşmasın yolundan,kontrollü olsun,bırakmasın elinden ve aynı zamanda da heyecanı bedeninden.
Radyom açık Boney-M/Rivers of Babylon...
İçimde uzun bir zamana yayacağım huzur ve nereye gittiğini önemsemeden yoluna devam eden ruhumla yola çıktım artık.Gideceğim yere varana kadar durmak yok,mola vermek için belki... Ona da sebep acıkan benzin depomun sinyalleri...
Elim bir an istem dışı uzanıveriyor yan koltuğa,koltukta bir zarf,zarfın içinde bir resim,resmin arkasında bir yazı;''Sensiz asla''...
Hayır bu defa elveda deyip,ardımda bıraktığım yolun ortasında ki sarı şeritlere atıyorum resmi hızlıca.Yüzüme bir gülümseme oturuyor belli belirsiz ve dudaklarımdan çıkan sadece iki kelime;
''özgürlüğüm MERHABA''...

16 Eki 2008

Sıradan bir günün sıradan bir sabahı...

Sıradan bir sabahta,sıradan gelebilecek kadar soğuk bir nescafe ile perdelerini açtı bu güne...Çocukluk yıllarında kokusundan nefret ettiği karnıbaharı oğlu için pişiriyordu şu sıralar ki artık kendide çok seviyordu karnıbaharın her çeşidini.Aklına hamilelik döneminde hemen hemen hergün karnıbahar yediği geldi,gülümsedi.Birşey ifade eden aynı zamanda da etmemeye doğru yol alan bir müzik açtı bir de metin belgesi yazmak istediklerine dair.O kadar fazla şey vardı ki kelimelerle buluşturmak istediği,yazdı sildi,yazdı sildi.Bir türlü toparlayamadı,bir türlü aklındakileri sözcüklere giydiremedi.Oysa iyi bir kelime oyuncusu olduğunu düşünüyordu ama demek ki yetmiyordu bazı zamanlar...
Son sildiği yazının ardından bir mail geldi,kimin gönderdiğini görünce ise ister istemez gülümsedi.Varlığı artık birşey yapmadan gülümsetebilen nadir şeylerdendi ne de olsa.Maili açtı ve iki resim gördü ard arda;
''bır kac metre önunu goremeyecek kadar sisli bir sabah..ve ıslak..sımdı elıfımı bırakıp geldım. beraber kahvaltı edelım dedım..bır fıncan cay alıcam sımdı. nedensız pozıtıf olmayı sevıyorum. pozıtıf olmaya zorluyorum bugun kendımı ve nasıl dusunur ıstersem oyle olacak bılıyorum..su anda turuncusun..ben yesıl.. hala msn problemın varmı? bu sabaha bıde sarkı lazım..bı dusuneyım.''
Hem gülümsedi bu kez,hemde gözleri doldu aynı anda.Duygusal moddaydıda haberi mi yoktu acaba?
''Günaydın:)Muhteşem bir kahvaltı hazırlamışsın,teşekkür ediyorum.Ben kahvemi yeni bitirdim ama şimdi bir tane daha alabilirim sanırım.Nasıl düşünürsen öyle olur tabii,pozitif düşün pozitif ol.Gerçi ben seni herhalinle seviyorum:)Şuanda yeşil oldum ve sen turuncusun:)Msn problemim yok ve kamufle değilim,merkez-arka sokak arası gezinip duruyorum...''
......
Merkezde sohbete başladık her sabah olduğu gibi ve bu sabahların çoğunda yer alan gülme ikonlarının hakim olduğu bir hava esiyor yazılarda.Bir blog daha açmaya karar verdik konuşurken,günlük ruh halimizi anlatabileceğimiz,yorumlayabileceğimiz,biraz daha kişisel,biraz daha bize ait ve ortak açacağımız ikinci bir blog.Bu gidişle ortak yanlarımızın yanına,bir de ortak bloglarımızı ekleyeceğiz hızla.
Beyaz bir arka fon ve geniş yazı,hareketli duracak bir banner,turuncu ve pembeden uzak ama yeşilde olmayan (''yeşili sevmiyorum ama sen seviyorsun değil mi'' dediğim de,''yeşili tek başına sevmiyorum bende ama turuncu ile yanyana durunca seviyorum,demek ki illa direk birşeyi sevmek gerekmiyor,başka bir kişi ya da nedenden dolayıda sevilebiliyor'' diye bir yanıt aldım,güldük:)),hatta benim yazılarımı pembe tonlarında,O'nun ise turuncu tonlarda yazacağı vs vs vs....bir blog açmayı planlıyoruz işte:)Bakalım,en kısa zamanda inşallah.
Sıradan bir günün sıradan bir sabahından şimdilik bu kadar.
Makinada beni bekleyen yıkanmış çamaşırlarım ve kaynaya kaynaya bitmek üzere olan bir nescafe suyum var.
Herkes için güzel bir gün diliyorum.
Sevgiler...

13 Eki 2008

Nereye?

Bazı şeyleri anlamlandıramadığı zamanlarda öyle bakardı masum masum etrafına.Yine olanlardan bi haberdi ve sormak içinde henüz erkendi.Sormak istesede neyi nasıl soracağını kestiremedi o küçük aklıyla.Karışıktı bazı dialoglar ve aslında netleşmemesini diliyordu sadece.Saçları uzundu,üzerinde askılı pijaması vardı,her akşam olduğu gibi annesi yine taramıştı saçlarını yatmadan...Ertesi gün bir yolculuğa çıkacaklarını biliyordu ama nereye ya da kime gideceklerini söylememişti annesi.Tek söylediği babasının yanlarında olmayacağı ve bir süre yanlız kalmaları gerektiğiydi.Son zamanlarda ki karmaşıklıktan pek bir şey çıkaramasada aklında kurabildi safça bir kaç cümle.Gidiyorlardı ve bitiyorlardı bu üçlü sevgide.
Ertesi sabah durgun bakışlarla baktı babasına ve yanına gidip içli içli sarıldı.Neden diye bir kelimenin varlığından habersiz soru dolu bakışlarla gözlerini çevirdi annesine ve hiç soramadığı şeyi,artık farkında olduğunun bilinci ile sordu.
-Anne,nereye?
..........
Bir kadın var ev sınırlarında dolaşan.Birşeyler arıyor odalarda,bakınıyor,kaybettiği şeyin kendisi olduğunu bilmeden dolaşıyor.Sadece süliet olarak birine çarpıyor gözleri ve göz bebekleri büyüyor o anda,yabancı cisim diyor beyni,algılamakta zorlanıyor,arkasını dönüyor.Yukarıya doğru yöneliyor,birşeylere yetişmek istercesine ikişer ikişer çıkıyor merdivenleri.Merdivenin sonunda ki kapıdan geliyor ses;
-anne artık yatmıyor muyum?
Kapıdan girip,dakikalardır aradığı sevecenliği birden buluveriyor masum gözlerde ve yüzüne giydiriyor.Usulca,sıcacık bir gülümsemeyle;
-yatıyorsun tatlım,saçlarını tarayalım önce.Yarın ki giyeceklerini hazırladın mı?Erken çıkacağız biliyorsun.
-hazırladım...
diyebiliyor sadece ama hazırladım dedikten sonra babasına dair sormak istediklerini dile getiremiyor,cesaret edemiyor ve nedeni açıklanmayan cümlelerden bir kez daha nefret ediyor.Gözlerini düşüncelere kapatıyor ve aklında ancak birkaç cümleyi birleştirebiliyor.Anne,nereye?
.........
Televizyonun karşısındaki koltukta elinde bir fincan kahvesiyle ekrana bakıyor.Sorsanız ne izlediğini bilmez,ne konuşulduğundan bihaber.Aklı olanlarda,olacaklarda,kızında,yarında,yarınlarında...Tam mutfağa gitmek için doğrulacak oluyor,kafasını çevirdiği an göz göze geliyor bir ömür dediği kadınla.Saniyeler sürmüyor tekrar ayrılması gözlerinin ve o an ikisinin içinde de şimşekler çakıyor.Tekrar yerleşiyor oturduğu koltuğa.O yatmadan kalkmak;koridorda ya da sınırların herhangi bir yerlerinde karşılaşmak istemiyor yoğun bir istekle.Uyuyakalıyor düşünürken ve sabahın ilk ışıklarına açıyor hiç açmak istemediği gözlerini...
Saatler sonra kızına sarılıyor,içinden gitme diyor.Gözyaşları iniyor yanaklarına.Derin bir iç çekiyor ve koparıyor kollarını o çok sevdiği küçük omuzlardan.
Ardından bakıyor...
Bir sonra ki sarılışı beklemeye başlıyor.
........

(Öykü Atölyesi'nin Fotoğrafın Dili çalışması için yazılmıştır.)