23 Mar 2010
Üstü tozlanmayacak kadar ağrılı kelimeler...
İçeride yüzlerini daha önce hiç görmediğim ama müthiş bir yorgunluk ifadesi taşıyan birbirinden farklı insanlar oturuyordu.Sıra yoktu,sadece odaya girip söylemem gerekiyordu ve o da beni bir önceki seferde olduğu gibi işlem yapmaya yönlendirecekti.Elimde nüfus kağıdı gittim yarı yuvarlak penceresi bulunan yere.
Birkaç dakika sonra ''eşiniz işten mi ayrıldı'' diye sordu,bense bana çok doğal ama karşımdaki bıyıklı adama çok anormal gelen bir cevap verdim ''bilmiyorum''.''Nasıl bilmiyorum'' dediğinde,zaten sinirlerimin kat sayısı tavana ermeye yüz tutmuşken ''boşanıyorum da'' dedim.Sigortasının gözükmediğini,ayrılmış olabileceğini,vs vs vs işlemler ile ilgili bir ton ıvır zıvır daha...Tamam dedim sen kaydı yap,ne gerekiyorsa yaparım.Oldukça emin bu cümleyi söylerken gözlerimin dolu dolu olduğunu ve boğazıma kocaman bir düğüm oturduğunu farkettim.
Baba;kendim için yakıştıracak birini bulamadığım ve oğlumda da aynı yakıştırmayı yapamadığım sıfat...
Bir sürü hasta çocuk,serumlar,oksijen maskeleri ki biri oğlumun küçük suratında,giren çıkan hemşireler,ağlayan bebekler,emzirme odası arayan ama maalesef bulamayan anneler ! Eksikliğin,özensizliğin getirdiği daha bir sürü saçma sapan işleyiş...
Saatlerce gözlerim hep dolu dolu,sanki önüne set çekmişim gibi ya da kurumaya eğimli bir gözü ıslak tutmak için görev edinmiş damlalar gibi.
Hiç akmadı ta ki çıkışımızı yapıp arabaya binene kadar.
Annem arabayı kullanıyorken ben herzaman ki gibi bir ayağımı koltuğa çıkartıp dizimi kendime çekmiş,bir elimle de başımı desteklemiş bakıyordum sahil yolunda.
Bir de ağlıyordum hiç konuşmadan,içimden konuşuyordum çünkü ağlarken düğümlenmişse boğazım konuşamıyorum.
Yine düğümlendim,yazamıyorum...
28 Şub 2010
Geride bırakırken...
Kızmızı Ev'in devamını getirmek için oturdum aslında pc nin başına ama gelin görün ki,birkaç satır yazabildim ve hiç mi hiç hissetmedim tek kelimesini bile...Zaman hesaplaması yaparken tam 1 sene geçmiş olduğunu farkettim ve Maribel-Marla'nın hayatlarından bir sene daha geçerken ne çok şeyi geride bırakabildiklerini.Ve ne çok şey sığdırdıklarını ve bu geçen bir yılda ilk defa birbirlerinin yüzlerine hasret kaldıklarını...
Şimdi bir resim karesinde saklı tüm senenin ayrıntıları...
25 Şub 2010
Saklı cümlelerime...
Yarım bıraktığım ne çok şey varmış diye düşünürken;bıraktıklarımın sadece kitaplardan ya da sonu gelmemiş filmlerden ibaret olmadığını görmüş oldum.Bir öfkeyi yarım bırakmışım mesela ya da tam kendimde hissedecekken aşkı,rüzgarına kapılmışım ve bilinmedik bir limana savrulmuşum hoyratça...Işıklarla kaplı bir yol sanmışım mutluluğu ama yarı yolda ışıkların gidebileceği ihtimalini aklımdan tamamen çıkartmışım.Zamanı birden fazla değişimin gösterildiği bir dizi gibi harcamış,ardıma baktığımda ''keşke'' dememek için savunmuşum en dibsiz yanlışları...Doğruları ise paket yapmışım irili ufaklı,bir bisikletin arka selesine yerleştirmişim ve olabildiğince kaçırmaya çalışmışım pedalları hızlı hızlı çevirerek.Oysa yolun bir yerde çıkmaza girebileceğini düşünmemişim...Sona gelmişim ve o pedalları hızlı hızlı çevirirken geçtiğim yüzlerin önemini farketmemişim.
....
15.00 itibariyle kulağımda çokta aşina olmadığım bir şarkı,kucağımda oğlum;öpüyor beni dur durak bilmeden...Bilinmezliğinin içinde bildiği en derin duygularla dokunuyor tenime defalarca...Biraz ağlıyorum şarkının cümleleri ilerlerken o ise benim ağlamama karşılık;en güzel ev sevdiğim gülüşüyle bakıyor gözlerime...Bir yandan en belirgin ortak özellğimize duygulanırken;bir yandan öfke bulutlarının arasında buluyorum kendimi...Küçük ama öpülesi boynuna bir öpücük konduruyorum ve damlaları gözlerimin içine hapsediyorum.
Yarım saat sonra biliyorum ki bu ruh halimide paketleyip,atacağım bisikletimin selesine ve olabildiğince hızlı çevireceğim pedallarını...
22 Şub 2010
İstasyon İnsanları
1 Şub 2010
Bir dilim kutlama daha ama bu defa...
Sen benim için oldukça özel bir kadınsın,herşeyinle saygı duyduğum,herşeyinle hayatımda daima yer alacak;bir gün masallardan çalacağım süpürgeyle seni kaçıracak kadar özlenesisin hatta :)
Bakma güldüğüme,hala kızgınım kendime...
Doğum günün kutlu olsun meleğim,seni çok ama çok seviyorum ve belki de içime sokup seni saklayacak kadar...
İyi ki varsın...
Not:Geçtiğimiz sene bir dilim erken kutlama demişim sanki bu seneyi bilir gibi,bir dilim geç kutlama oldu ama affola:(
http://aylinzeynepunlu.blogspot.com/2009/01/bir-dilim-erken-kutlama31012009banadair.html
13 Oca 2010
Sıradan bir hayal...
İki gündür aklımda olan ve içimde dolu dolu yapma isteği hissettiğim bir şeydi bu.Düşündükçe mutlu oluyorum,düşündükçe huzur duyuyorum.''Dört mevsim yaşayabilecek kadar seviyorum kışı'' diyen bir insanın,qüneş ile kurduğu bir hayal sonucu mutlu olabilmesini
30 Ara 2009
Mutlu yıllar Hatun'cum,iyi ki varsın yeni yılımda da :)
Üzerini oldukça sıkı giyin,bir işi becerelim derken sağlıktan olmayalım yılın son günü :) Çekiçleri ve tahtaları alıp bahçede bir kızak yapalım,biraz da süs alalım yanımıza,hatta bir de sıradan kahverengisini rengarenk boyayacak fırçalarımız olsa ne ala :) Süs olarak elimizde sadece makyaj için kullandığımız renkli farların ve birkaç ışıltılı rujun olduğunu biliyorum bakma öyle,onlarla bişeyler çıkartabileceğimizi düşündüm sadece;yeterli de olur sanıyorum,yarın sahneye çıkacak bir kızak sonuçta yaptığımız...Çok ahım şahım olmasa da olur...
(1 saat sonra)
İçeriye gidip,biraz su kaynatacağım sen devam et.Üç şekerli anlarda bahçe keyfi koydum bu anın adını;kahvelerimizi alıp geliyorum.İçimiz ısınsın bu soğuk kış günü;gerçi gülüşün şehri ısıtacak kadar etkili ama :)
(3 saat sonra)
Tamam,oldukça qüzel görünüyor bence.Yan tarafına ''qüle qüle'' de yazdıktan sonra bitmiş olacak ama hangi rujla yazsam ona karar veremedim.Turuncu,yeşil;pembe karışımı olsun mu?
(ve ertesi qün saat 23.59)
Hazır mısın?
İçine herşeyi koyduğumuzu düşünüyorum 2009'a dair;hüzün,yalan,mutsuzluk,hayal kırıklıqı,karmaşık günler demeti :),tadını sevmediğin iyi yapılmamış bir pizza :) hatta bir an şehrin kalabalığının bizi boğduğu günleri de koymak istedim ama o kadar yoğundu ki duygusu,onun için ayrıca kızağın arkasına bir vagon yerleştirdim.
Eklemek istediğin her ne varsa bunun için son 1 dakikan olduğunu ve 2010 a adım attığımız ilk dakika birbirimize sarılarak hepsini geçmişe göndereceğimizi unutma...
Ve 10 !
9!
8!
7!
6!
5!
4!
3!
2!
1!
İşte qidiyorrr,Hoşqeldin 2010 ve Mutlu yıllar Dostum,gülümse :)
Dosta yazılmıştır...
