6 Haz 2010
Yağmur...
Hiç aklımda olmazken yağmurluğumu kapıp bisiklete atlamam sadece hayal gibiydi ve tek hamleyle gerçekleşti.Pedalları hızlı hızlı çeviriken tüm şehrin güneşini beni kucaklayan yağmurla geride bıraktığımı düşünmek ve bir de tüm olumsuzlukları atmak birer birer rahatlatmıştı beni...
Eve dönüş yolunda tek dileğim,yağmurun kenti terk etmemeseydi...
Oysa biliyordum sadece iki gün daha mühdet vermişti kokusunu duymama ve ben o iki günden iki asır etkisi çıkartmak için çoktan hazırlamıştım kendimi...
12 May 2010
Tarçın ve Karanfil kokusu eşliğinde,Aşk ve Ceza...
Son günlerin kritiğini yapsamda,iki bilinmeyenli denklemlerden çıkamadım hala...Cümlelerin dengesiz tariflerinde kendime biçilen payı bulmaya çalışırken;bulamamanın verdiği sinir hali bir de gözüme takılı kalmış at gözlüğünü çıkartma telaşı ile resetledim saatlerimi...
Şimdi bir kumsalda yalınayak yürümek geliyor içimden,herzaman ki duruma tezat bira yerine ıce tea mango olsun elimde diyorum.Immm müzikte bachata müziklerinden uzak,dün akşamdan beri dilime takılmış olan Kıraç'ın şu son müziği olsa...''İstanbul saklasın bizi''...Aşk ve ceza dizisi için yazılmış bu parça da en çok hoşuma giden Savaş ve Yasemin karakterlerinin birbirlerine yazmış oldukları mailler oldu;var mı böyle aşklar?Bir erkek sevdiği kadına zarar gelmesin diye neler söylüyor vay vay vay :) Millet yalandan dolandan istikameti bulamazken ilişkilerinde,bak sen Savaş'ın yaptığı düşünceli harekete:)Gülümsetti,ruh okşadı ne diyeyim...
Güzel parça,dinlemenizi tavsiye ederim.
25 Mar 2010
Galatasaray-Fenerbahçe maçına 3 kala :)
Giden Her Sevgilinin Ardından ,Hep Biz Olduk El SallayanHaykırsak Duyarlarmı Sesimizi, Hangi Sevdadan Galip Çıktık Ki
*****
Yürüyoruz Sessiz ve Kederli, Nevizade Geceleri
İnletiyoruz Hep Çıkışında, İstiklal Caddesini
*****
Boşuna Çekilmedi Bunca Çile, İçiyoruz Gündüz Gece
Haykırdık Ama Duymadı Hiç Kimse ,Peşindeyiz Her Yerde
*****
Zaten Aşklar Hep Yalan Dolan, Sonu Hep Acı Hüsran
Bize Her Sevdadan Geriye Kalan, Sadece Galatasaray
*****
Cimbombom'um, Cimbombom'um
Canım Feda Olsun Sana
Hiçbir Şeye Değişilmez
Senin Sevgin Bu Dünyada
*****
İstanbulda Deplasmanda, Yağmurlarda Çamurlarda
Kimim Varki Senden Başka, Cimbombom'um Sen Çok Yaşa
23 Mar 2010
Üstü tozlanmayacak kadar ağrılı kelimeler...
İçeride yüzlerini daha önce hiç görmediğim ama müthiş bir yorgunluk ifadesi taşıyan birbirinden farklı insanlar oturuyordu.Sıra yoktu,sadece odaya girip söylemem gerekiyordu ve o da beni bir önceki seferde olduğu gibi işlem yapmaya yönlendirecekti.Elimde nüfus kağıdı gittim yarı yuvarlak penceresi bulunan yere.
Birkaç dakika sonra ''eşiniz işten mi ayrıldı'' diye sordu,bense bana çok doğal ama karşımdaki bıyıklı adama çok anormal gelen bir cevap verdim ''bilmiyorum''.''Nasıl bilmiyorum'' dediğinde,zaten sinirlerimin kat sayısı tavana ermeye yüz tutmuşken ''boşanıyorum da'' dedim.Sigortasının gözükmediğini,ayrılmış olabileceğini,vs vs vs işlemler ile ilgili bir ton ıvır zıvır daha...Tamam dedim sen kaydı yap,ne gerekiyorsa yaparım.Oldukça emin bu cümleyi söylerken gözlerimin dolu dolu olduğunu ve boğazıma kocaman bir düğüm oturduğunu farkettim.
Baba;kendim için yakıştıracak birini bulamadığım ve oğlumda da aynı yakıştırmayı yapamadığım sıfat...
Bir sürü hasta çocuk,serumlar,oksijen maskeleri ki biri oğlumun küçük suratında,giren çıkan hemşireler,ağlayan bebekler,emzirme odası arayan ama maalesef bulamayan anneler ! Eksikliğin,özensizliğin getirdiği daha bir sürü saçma sapan işleyiş...
Saatlerce gözlerim hep dolu dolu,sanki önüne set çekmişim gibi ya da kurumaya eğimli bir gözü ıslak tutmak için görev edinmiş damlalar gibi.
Hiç akmadı ta ki çıkışımızı yapıp arabaya binene kadar.
Annem arabayı kullanıyorken ben herzaman ki gibi bir ayağımı koltuğa çıkartıp dizimi kendime çekmiş,bir elimle de başımı desteklemiş bakıyordum sahil yolunda.
Bir de ağlıyordum hiç konuşmadan,içimden konuşuyordum çünkü ağlarken düğümlenmişse boğazım konuşamıyorum.
Yine düğümlendim,yazamıyorum...
28 Şub 2010
Geride bırakırken...
Kızmızı Ev'in devamını getirmek için oturdum aslında pc nin başına ama gelin görün ki,birkaç satır yazabildim ve hiç mi hiç hissetmedim tek kelimesini bile...Zaman hesaplaması yaparken tam 1 sene geçmiş olduğunu farkettim ve Maribel-Marla'nın hayatlarından bir sene daha geçerken ne çok şeyi geride bırakabildiklerini.Ve ne çok şey sığdırdıklarını ve bu geçen bir yılda ilk defa birbirlerinin yüzlerine hasret kaldıklarını...
Şimdi bir resim karesinde saklı tüm senenin ayrıntıları...
25 Şub 2010
Saklı cümlelerime...
Yarım bıraktığım ne çok şey varmış diye düşünürken;bıraktıklarımın sadece kitaplardan ya da sonu gelmemiş filmlerden ibaret olmadığını görmüş oldum.Bir öfkeyi yarım bırakmışım mesela ya da tam kendimde hissedecekken aşkı,rüzgarına kapılmışım ve bilinmedik bir limana savrulmuşum hoyratça...Işıklarla kaplı bir yol sanmışım mutluluğu ama yarı yolda ışıkların gidebileceği ihtimalini aklımdan tamamen çıkartmışım.Zamanı birden fazla değişimin gösterildiği bir dizi gibi harcamış,ardıma baktığımda ''keşke'' dememek için savunmuşum en dibsiz yanlışları...Doğruları ise paket yapmışım irili ufaklı,bir bisikletin arka selesine yerleştirmişim ve olabildiğince kaçırmaya çalışmışım pedalları hızlı hızlı çevirerek.Oysa yolun bir yerde çıkmaza girebileceğini düşünmemişim...Sona gelmişim ve o pedalları hızlı hızlı çevirirken geçtiğim yüzlerin önemini farketmemişim.
....
15.00 itibariyle kulağımda çokta aşina olmadığım bir şarkı,kucağımda oğlum;öpüyor beni dur durak bilmeden...Bilinmezliğinin içinde bildiği en derin duygularla dokunuyor tenime defalarca...Biraz ağlıyorum şarkının cümleleri ilerlerken o ise benim ağlamama karşılık;en güzel ev sevdiğim gülüşüyle bakıyor gözlerime...Bir yandan en belirgin ortak özellğimize duygulanırken;bir yandan öfke bulutlarının arasında buluyorum kendimi...Küçük ama öpülesi boynuna bir öpücük konduruyorum ve damlaları gözlerimin içine hapsediyorum.
Yarım saat sonra biliyorum ki bu ruh halimide paketleyip,atacağım bisikletimin selesine ve olabildiğince hızlı çevireceğim pedallarını...
22 Şub 2010
İstasyon İnsanları
1 Şub 2010
Bir dilim kutlama daha ama bu defa...
Sen benim için oldukça özel bir kadınsın,herşeyinle saygı duyduğum,herşeyinle hayatımda daima yer alacak;bir gün masallardan çalacağım süpürgeyle seni kaçıracak kadar özlenesisin hatta :)
Bakma güldüğüme,hala kızgınım kendime...
Doğum günün kutlu olsun meleğim,seni çok ama çok seviyorum ve belki de içime sokup seni saklayacak kadar...
İyi ki varsın...
Not:Geçtiğimiz sene bir dilim erken kutlama demişim sanki bu seneyi bilir gibi,bir dilim geç kutlama oldu ama affola:(
http://aylinzeynepunlu.blogspot.com/2009/01/bir-dilim-erken-kutlama31012009banadair.html
