7 Eki 2009

qüne düşülen notlar

♥ aklına eseni yap ♥ yaparken kural tanıma ♥ anı yaşa
♥ ♥ ♥ kızmıyorum artık ! ßakıyorum...seçiyorum...qülüyorum...qeçiyorum...:) ♥ ♥ ♥
qiden qider;kalan sahalar ßenimm
♥ ♥ ♥
(:

7 Ağu 2009

Yazgülü Aldoğan/KİRALIK ADAM

''Bir kadınla erkeğin birbirini anlaması,birbirini istemesi,birbiriyle anlaşması,birbirlerini çok seviyor olsalar bile neden bu kadar zor?'' diye düşündü Hayal.Evet,Uğur'u seviyordu,onunla sevişmekten zevk alıyordu ama niye her sevişmelerinde sorun çıkıyordu?Birbirlerini bu kadar sever ve vazgeçemezken neden yatakta da,hayatta da anlaşamıyorlardı?Uğur ve Hayal mi anlaşamıyordu,yoksa ta başından beri Adem'le Havva da mı anlaşamamıştı?
demiş,Yazgülü Aldoğan...

O kadar sıradışı bir başlangıç ve o kadar büyüleyici,çilek kokulu bir aşk ilişkisi ki,insan okurken sadece ''yaşamalıyım'' diyebiliyor.Gülüyor,eğleniyor,istiyor,kokusunu içine çekiyor aşkın her satırında.Hayal ve Gerçek'in tam ortasında gidip geliyor ve kapanışı Gerçek'le yapmak zorunda kalıyor ama hayat bunu istiyor diye değil,Hayal bunu istiyor diye...
Gözlerimin dolu dolu olduğu,boğazımın düğümlendiği kitapları seviyorum da,Kiralık Adam biraz daha etkiledi beni sanki.Kapağa bakıldığında dans okulu içerikli ya da anlamlandırılamayan karmaşık bir içerik geliyor akla belki de.Oysa Kiralık Adam,gerçekten de kiralık.Bir refakatçi,eski bir bankacı ve hatta terapist en yumuşatılmış isimlendirilmeyle!Ve aşık olunası ve yaşanılası...
Kitabı okurken en sevdiğim kısımdan bir alıntı yapmak istedim yazım için;
...''Seni görmek istedim evet'',dedi Hayal,belli belirsiz bir sesle.''Ama gecenin bu saatinde böyle aniden mi,hazırlıksız?''
''Neye hazırlanmak gerekiyor?''dedi Uğur,iplerin elinde olduğunu hissetmişti.''Beni görmek istediğine göre hazırsın demektir.Aşka hazırlanmak gerekmiyor.''

Tüm beğenimle tavsiye ettiğim kitaplardan biri daha Kiralık Adam...

5 Ağu 2009

Başlıksız bu defa...

Adın yağmur damlalarının bende ki ismine denkti ve sen herşeyden bihaber uyuyordun belki de şu sıra.Dokunmak isteyipte dokunamamanın verdiği huzursuzlukla,tanımadık bir tenin biçimlendirmesini yapmaya çalışırken buluyorum kendimi ve peşin sıra hükümler giydiriyorum en olmadık kişilere ve alakasızlar da aynı zamanda kurguladığım zamanla...
Tüm çıkmazlar bir delik bulup sana çıkmaya çalışırken,ben hepsini gerçeklerimle kapamaya çalışıyorum.Yalan söyledim şuan...Kapamak aklımın ucundan bile geçmezken,tüm kurallara inat seni yaşamaya devam ediyorum.
Ve sensiz,ve sesini duymadan,ve görmeden ve...ve...
Seni sensiz yaşamaya çalışırken o kadar çok ''ve'' ekleyebilirim ki...

(03.08.09/23.50)

......

Birbirine çok ta muntazam dizilmemiş taşların döşendiği bir caddenin ortasında oturuyorum,elimde renkli tebeşirlerim ve ne çizeceğimi kestiremeden görüntü kirliliği yaratıyorum,var olanı yetmezmiş gibi.Seni hissediyorum her renkte ve her renge anlamlar yüklüyorum.
Sarı,sensin...
Pembe,yine sen...
Mor,düşünüyorum da o da sana çıkıyor...
Sen hangi anlamdasın peki?
Bakıyorum şöyle bir zihnimdekine,sende var olmayan tüm anlamları aslında ben sana yüklemişim ve onları senden alınca,sen aslında sadece isminden ibaretmişsin.

(05.08.09/17.38)

3 Ağu 2009

Hande Altaylı/MARAZ

Uzun zamandır (yaklaşık 4 ay) bıraktığım okuma alışkanlığımı,başka şeyleri bıraktığımda kazanmam tuhaf gelmedi bana.Nedense nokta koyduğum zamanlarımın başlangıcı olmuştur kitap okumak.Cumartesi günü dolaşırken girdiğim bir pasaj ve pasaj içinde rastladığım kitabevinden aldığım kitaplardan biri olan MARAZ...Yazarı;Hande Altaylı.

Daha arkasını okumadan,ön kapakta yazılı olan cümle beni çekmişti;
''Bir merdivene oturmuş ağlıyordun.Saçların darmadağın.Yanına oturup neyin var diye sordum,kalbimde delik var dedin.Çok uğraştım ama niye ağladığını söylemedin,sadece kalbimde bir delik var deyip durdun.''
Kitabın arkasını çevirdiğimde,kitabı bırakmamamı sağlayan diğer cümleler ise şunlardı;
''Bazen hayatın sigortadsı atar;ışıklar söner ve her yer karanlığa gömülür.Sesler seslere,nefesler nefeslere karışır;doğrular yalana bulanır.Gözbebekleri büyür,gözbebekleri küçülür...''
...
''...Çocukken dünya kocaman bir oyun bahçesiydi ve senindi.Bilinmezdi,heyecanlıydı ve hayal kurabildiğin ölçüde sana aitti.Geleceği bilmiyordun ama onu gönlünce şekillendirebileceğine inancın vardı.Her şey ama her şey bir ihtimaldi.Dünyayı güzel kılan da,işte o ihtimallerdi.''
''Yaşlanmak ise ihtimallerin azalmasıydı.Sahip olamayacağını bilerek bakmaktı etrafa,geçmiş olsun demekti.Asla o kitaptaki adam ya da kadın olamazdın artık.'Sınırlı mutluluklar dönemine hoş geldiniz' yazan görünmez bir tabelanın altından geçerdin!''
Bir cenaze ile başlayan ve ardı arkası kesilmeyen olumsuzluklar sürüsü.Biraz benden,biraz sizden hepimizden bir kaç cümle var kitapta...Okurken en çok aklımdan geçen ''hep arka arkaya gelir ya zaten kötü şeyler'' cümlesi oldu ve çevirdiğim her sayfa da bunu tastiklercesine devam etti.Aralarda gülümsemedim değil ama o aralar o kadar arada kalmıştı ki,kitabın arka kapağını kapattığımda içimde tarifsiz bir hüzün bıraktı.
İyi ki okudum,iyi ki hissettim dediğim bir kitap oldu Maraz,tavsiye ediyorum.

16 Tem 2009

Sıradan görünen ve aslında hiçte sıradan olmayan bir sabahta...

Bir yudumda içmek huzuru ve arkasından gelebilme ihtimali yüksek olan huzursuzluğu yudumlamak...
Şimdi ben miyim farkında olmadan yaşayan yoksa yaşadığımın farkında olmadan hoyratça geçen zaman mı benimle inatlaşıp duran...

26 Nis 2009

Üç nokta...

''Tek geceye sığan karmaşık duyguların ardından bir alışıla gelmiş düzen oturdu yine günüme.Duygular tuhaf,duygular deli,duygular fırtınaya yakalanmış iki başıboş serseri.Fırtına ertesi sessizliğinde ise olabilidiğince sakin ve olabildiğince dengeli...''

diye düşünürken Marla bir yandan da çayını yudumluyordu masasında.Birşeyler karalama isteği ile yukarıda ki satırları dökmeye başladı klavyesinden ekrana ama devamı gelmedi bir türlü,sonunu getiremedi diğer yazdığı yazılar gibi.Düşündü...Aslında çok normaldi,öncesi ve sonrası olmayan herşey ortada bir yerlerde dolaşırdı bazı zamanlar ve ertesinde sadece geriye üç nokta bırakırdı belki bir gün devamı gelir diye...
Şimdi sonunu getiremediği yazının bitiş kısmına denk gelen sadece yanyana gibi görünen ama arasında km.ler olan üç küçük noktaydı...
Onlarda yerlerini hemen aldı....

4 Nis 2009

Aklımdan geçen ilk kelimeler ve...

İçimi kıpır kıpır yapan bir müziğin gecenin tam yarımında telefonumda belirmesi,dahası bunun bugüne dair ikinci tını oluşu ve her açtığımda aşkın ötesine taşıması hücrelerimi oldukça hoşuma gidiyor.Kapattığım an telefonu,bir süreliğine hayatla olan görüşmemi de kesiyorum sanki ve içimde kopan tatlı fırtınayı izliyorum.
Daha önce söylememiştim değil mi,artık içinde sen olduğun için daha bir aşığım özlem bulutları gönderdiğim şehre.
Şimdi söyle bakalım,şehri mi bana getireceksin yoksa beni mi çekeceksin şehrine?
02.04.2009/00.28

Sevgili Nily,''aklına gelen ilk kelimeler ile bir yazı yaz'' konulu bir mim pasladı bana ve o an aklıma gelen kelimeleri birleştirdiğimde ortaya bu kısa yazı çıktı.Kendisine çok teşekkür ediyorum ve bende kabul ederse Banadair Berrin'e paslıyorum.
Herkes için mutlu bir haftasonu olsun...

1 Nis 2009

Sıradan sayılabilecek kadar sıradan bir yazı...

Güneşli havanın tam tersine bulutlar dolmuş günüme.Oldum olası sevmem güneşi,bütün karmaşık denklemlerim ve düğüm olmuş ruh halim bu havaya denk gelir nedense.Kalktığımdan beri ne yapıp yapmayacağıma,adım atıp atmayacağıma hatta bişey içip içmeyeceğime dair çelişkiler yaşayan enteresan bir fikir karmaşasına sahip olsam da,araya ikişer dakikalık mutlu ruh hali de kaynamıyor değil.Şu iyinin yanında aynı eş değerde kötüyü de yaşayabilme ihtimalini keşfettiğim andan beri,birbirine pararlel gidiyor iyi-kötü durumu:)Keşfetmemeliymişim dediğim nadir noktalardan oldu kendisi:)
3-4 müzik ekledim ard arda dinliyorum.Hepsi de son dönemlerime damga vuran parçalar,daha dibe çökeceğim diye düşünüyorsanız bu parçalarla yanılıyorsunuz:)Dinlemek huzur veriyor,yine de boğazımda ki düğümler gitmiş değil.Belki birkaç tane daha ekleniyor üstüne ama huzurluyum müziğin tınısında,değiyor.
Çok uzaklarda olmak ve tepeden bakmak geldi içimden sevdiğim şehre.Bir de elimde bol coffee mate dökülmüş nescafem olursa çok sevineceğim.Yavaş yavaş kararan havayla daha çok oksijeni barındıracağım içimde ve ışıklar arasına saklanmış mutlulukları keşfetmeye çalışacağım.Keşfederim biliyorum ufacık detaylarda gizli olsalar da,çünkü küçük bir çikolata paketi sevinci kadar büyük görünüyorlar bakmasını bildiğinizde...
2 kaşık pasifflora+yarın ne giyeceğime dair verdiğim karar+odaklanmamaya odaklanmak isteğiyle bir günü kapatıyorum şimdi.
Nisan ayının ilk postu ile herkese içten bir MERHABA...