14 Kas 2009

Kokulu bir mim :)

Sevdiğimiz ve sevmediğimiz kokular konulu bir mim aldım Bana Dair Berrin'den uzun zamandan sonra...Keyifle yazmaya başlıyorum şimdi sevdiğim kokulardan;
*Kışı yaşarken kokusunu içime çekmekten hoşlandığım bir kokudur kahve kokusu,içimi ısıtmasını,üşümemi anlıkta olsa bastırmasını sevdiğim,özel,anlamlı ve sevdiğim bir koku.
*Hani şu yemekleri yaparken hazırladığımız harç kokusu da sevdiğim bir kokudur,annem mutfaktayken burnuma gelirse,anında yanında biter ve kaptığım bir ekmeğin üzerine bir kaşık alırım,insana daha bir acıkmışlık duygusu katıyor,mutfağı sarmasını seviyorum:)*Meyveli mum kokusunu seviyorum,krema tadında diyorum mumlar için hep tadını bildiğim halde:)
*Oğlumun hiç değişmeyecek bebek kokusunu seviyorum hem de 1000 yıl koklamayacak olsam aynı kokunun burnumda kalıcı olacağını bildiğim bir tutkuyla...Aklıma Ahmet küçükken çişli bezlerini içime çeke çeke her alt değiştirdiğimde koklamam geliyor:)Çok güzel kokuyor dediğimde gülerlerdi bana,şimdi ben de gülüyorum ama gerçekten güzel kokuyordu:)O zaman oğlumun çişli bez kokusu da desem yalan olmaz sanırım hahaha,sesli güldüm :)
Benzin kokusu,tiner kokusu,anason kokusu ise sevdiğim diğer kokuların arasında olanlar...
Sevmediğim kokuların başında ise balık kokusu geliyor.Beni tanıyanlar bilir,ne eve sokarım ne de alışverişini yaparım balığın.Hastane kokusunu da sevmem.İç karartıcı,sanki negatif olan herşeyi çeken bir mıknatıs gibidir hastane kokusu.Hele ki geceleri,insana keşke koku olmasam dedirtir,bunaltır,içten gelen derin bir çığlık attırır...Islanmış çimen kokusunu da çoğu insanın aksine sevmiyorum ve bir de kolonya kokusu hoşlanmadığım kokular arasında...

Hatuncum sana çok teşekkür ediyorum ve senden aldığım mimi uzun zamandır bloguna dokunmamış olan Bulut'a ve blogunu yeni keşfettiğim SU'dan Sayfalar'a kabul ederlerse paslıyorum...
Güzel haftasonları diliyorum hepinize...

11 Kas 2009

Mutluluk Oyunu

Mutluluk belki de çocukluğumda hiç oynamadığım bir oyunu öğretiyordu bana,elma dersem çıkar mıydı,oyunun kurallarında elma-armut ikilisi var mıydı bilmiyorum.Tek bildiğim zor bir oyun olduğu ve hep kendi istediği zaman oynamama izin verdiği...Oyunun tam benim için oldukça keyifli kısmına geldiğimizde neden yarıda bırakmak durumunda kalıyordum,neden aniden siren sesleri duyuluyordu acil durumu haber vermek istermişcesine ve neden oyunun sonu hiç gelmiyordu anlayamadım bir türlü;anlatanda olmamıştı ki dinleyeyim.Bir cümle hatırlıyorum sadece uzaklardan gelen '' sakin ol,yakında geçer''.Bu da kurallardan biriydi sanırım,duyuyorsan bu cümleye karşılık '' hep geçiyor'' dediğimi bilmeni istiyorum.
Tam yakaladığımı sandığım an kenarından köşesinden uçurtmayı,ipin elimde kaldığını ve uçurtmaya hakim olmanın bir sonra ki bahara kaldığını anlamam geç olmuyor.Özgürlüğüne gidiyor ve ben özgür kalmayı istediğim yolları arşınlamaya devam ediyorum özgür olma düşüncesiyle...Özgürlük;mutluluk dünyamda.Mutlu olduğumda özgür;özgür olduğumda mutlu hissediyorum hissediyorum da,şu sonu gelmez oyunu bir türlü oynayamıyorum...

21 Eki 2009

ßişey olsun aniden...


ßişey olsun aniden ve ßen düne qöre inanılmaz mutlu hissedeyim kendimi...Küçücük bir çocuk olayım mesela,içimde ki her yaramazlığı dışarıya çıkartıyım,aklımdan qeçen tüm oyunları ßir ßir sıralayayım ve öyle bir kahkaha atayım ki herzaman olduqu qißi...herkes dönüp ßaksın...Ya da çok yaqmur yaqsın ßuqün,ßir kaçamakla dışarı sıyrılayım ,ıslanayım iliklerime kadar ve tüm olumsuzlukları yaqmura ßırakayım...

7 Eki 2009

qüne düşülen notlar

♥ aklına eseni yap ♥ yaparken kural tanıma ♥ anı yaşa
♥ ♥ ♥ kızmıyorum artık ! ßakıyorum...seçiyorum...qülüyorum...qeçiyorum...:) ♥ ♥ ♥
qiden qider;kalan sahalar ßenimm
♥ ♥ ♥
(:

7 Ağu 2009

Yazgülü Aldoğan/KİRALIK ADAM

''Bir kadınla erkeğin birbirini anlaması,birbirini istemesi,birbiriyle anlaşması,birbirlerini çok seviyor olsalar bile neden bu kadar zor?'' diye düşündü Hayal.Evet,Uğur'u seviyordu,onunla sevişmekten zevk alıyordu ama niye her sevişmelerinde sorun çıkıyordu?Birbirlerini bu kadar sever ve vazgeçemezken neden yatakta da,hayatta da anlaşamıyorlardı?Uğur ve Hayal mi anlaşamıyordu,yoksa ta başından beri Adem'le Havva da mı anlaşamamıştı?
demiş,Yazgülü Aldoğan...

O kadar sıradışı bir başlangıç ve o kadar büyüleyici,çilek kokulu bir aşk ilişkisi ki,insan okurken sadece ''yaşamalıyım'' diyebiliyor.Gülüyor,eğleniyor,istiyor,kokusunu içine çekiyor aşkın her satırında.Hayal ve Gerçek'in tam ortasında gidip geliyor ve kapanışı Gerçek'le yapmak zorunda kalıyor ama hayat bunu istiyor diye değil,Hayal bunu istiyor diye...
Gözlerimin dolu dolu olduğu,boğazımın düğümlendiği kitapları seviyorum da,Kiralık Adam biraz daha etkiledi beni sanki.Kapağa bakıldığında dans okulu içerikli ya da anlamlandırılamayan karmaşık bir içerik geliyor akla belki de.Oysa Kiralık Adam,gerçekten de kiralık.Bir refakatçi,eski bir bankacı ve hatta terapist en yumuşatılmış isimlendirilmeyle!Ve aşık olunası ve yaşanılası...
Kitabı okurken en sevdiğim kısımdan bir alıntı yapmak istedim yazım için;
...''Seni görmek istedim evet'',dedi Hayal,belli belirsiz bir sesle.''Ama gecenin bu saatinde böyle aniden mi,hazırlıksız?''
''Neye hazırlanmak gerekiyor?''dedi Uğur,iplerin elinde olduğunu hissetmişti.''Beni görmek istediğine göre hazırsın demektir.Aşka hazırlanmak gerekmiyor.''

Tüm beğenimle tavsiye ettiğim kitaplardan biri daha Kiralık Adam...

5 Ağu 2009

Başlıksız bu defa...

Adın yağmur damlalarının bende ki ismine denkti ve sen herşeyden bihaber uyuyordun belki de şu sıra.Dokunmak isteyipte dokunamamanın verdiği huzursuzlukla,tanımadık bir tenin biçimlendirmesini yapmaya çalışırken buluyorum kendimi ve peşin sıra hükümler giydiriyorum en olmadık kişilere ve alakasızlar da aynı zamanda kurguladığım zamanla...
Tüm çıkmazlar bir delik bulup sana çıkmaya çalışırken,ben hepsini gerçeklerimle kapamaya çalışıyorum.Yalan söyledim şuan...Kapamak aklımın ucundan bile geçmezken,tüm kurallara inat seni yaşamaya devam ediyorum.
Ve sensiz,ve sesini duymadan,ve görmeden ve...ve...
Seni sensiz yaşamaya çalışırken o kadar çok ''ve'' ekleyebilirim ki...

(03.08.09/23.50)

......

Birbirine çok ta muntazam dizilmemiş taşların döşendiği bir caddenin ortasında oturuyorum,elimde renkli tebeşirlerim ve ne çizeceğimi kestiremeden görüntü kirliliği yaratıyorum,var olanı yetmezmiş gibi.Seni hissediyorum her renkte ve her renge anlamlar yüklüyorum.
Sarı,sensin...
Pembe,yine sen...
Mor,düşünüyorum da o da sana çıkıyor...
Sen hangi anlamdasın peki?
Bakıyorum şöyle bir zihnimdekine,sende var olmayan tüm anlamları aslında ben sana yüklemişim ve onları senden alınca,sen aslında sadece isminden ibaretmişsin.

(05.08.09/17.38)

3 Ağu 2009

Hande Altaylı/MARAZ

Uzun zamandır (yaklaşık 4 ay) bıraktığım okuma alışkanlığımı,başka şeyleri bıraktığımda kazanmam tuhaf gelmedi bana.Nedense nokta koyduğum zamanlarımın başlangıcı olmuştur kitap okumak.Cumartesi günü dolaşırken girdiğim bir pasaj ve pasaj içinde rastladığım kitabevinden aldığım kitaplardan biri olan MARAZ...Yazarı;Hande Altaylı.

Daha arkasını okumadan,ön kapakta yazılı olan cümle beni çekmişti;
''Bir merdivene oturmuş ağlıyordun.Saçların darmadağın.Yanına oturup neyin var diye sordum,kalbimde delik var dedin.Çok uğraştım ama niye ağladığını söylemedin,sadece kalbimde bir delik var deyip durdun.''
Kitabın arkasını çevirdiğimde,kitabı bırakmamamı sağlayan diğer cümleler ise şunlardı;
''Bazen hayatın sigortadsı atar;ışıklar söner ve her yer karanlığa gömülür.Sesler seslere,nefesler nefeslere karışır;doğrular yalana bulanır.Gözbebekleri büyür,gözbebekleri küçülür...''
...
''...Çocukken dünya kocaman bir oyun bahçesiydi ve senindi.Bilinmezdi,heyecanlıydı ve hayal kurabildiğin ölçüde sana aitti.Geleceği bilmiyordun ama onu gönlünce şekillendirebileceğine inancın vardı.Her şey ama her şey bir ihtimaldi.Dünyayı güzel kılan da,işte o ihtimallerdi.''
''Yaşlanmak ise ihtimallerin azalmasıydı.Sahip olamayacağını bilerek bakmaktı etrafa,geçmiş olsun demekti.Asla o kitaptaki adam ya da kadın olamazdın artık.'Sınırlı mutluluklar dönemine hoş geldiniz' yazan görünmez bir tabelanın altından geçerdin!''
Bir cenaze ile başlayan ve ardı arkası kesilmeyen olumsuzluklar sürüsü.Biraz benden,biraz sizden hepimizden bir kaç cümle var kitapta...Okurken en çok aklımdan geçen ''hep arka arkaya gelir ya zaten kötü şeyler'' cümlesi oldu ve çevirdiğim her sayfa da bunu tastiklercesine devam etti.Aralarda gülümsemedim değil ama o aralar o kadar arada kalmıştı ki,kitabın arka kapağını kapattığımda içimde tarifsiz bir hüzün bıraktı.
İyi ki okudum,iyi ki hissettim dediğim bir kitap oldu Maraz,tavsiye ediyorum.

16 Tem 2009

Sıradan görünen ve aslında hiçte sıradan olmayan bir sabahta...

Bir yudumda içmek huzuru ve arkasından gelebilme ihtimali yüksek olan huzursuzluğu yudumlamak...
Şimdi ben miyim farkında olmadan yaşayan yoksa yaşadığımın farkında olmadan hoyratça geçen zaman mı benimle inatlaşıp duran...